Kampüs Kreş eğitim müfredatı çocukların zihinsel, fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimini desteklemeyi amaçlamaktadır.

Çift Dilli Eğitim

Programımız araştırma temelli olup, çocukların doğru cevaplarını ödüllendirmek yerine, onlara doğru sorular sormanın değerini öğretmeyi hedeflemektedir. Öğretmenler daha mücadeleci ve düşünce üretici açık uçlu sorular sorarak çocuklarda merak etmenin tadını çıkarmayı tercih etmektedirler. Çocukların gelişimleri farklı ortamlarda, özellikle oyun yoluyla gözlemlenmektedir.

Sosyal becerilerin gelişimi ile birlikte, işbirliği, sorumluluk alma ve bir toplumda yaşamak için gerekli olan arkadaşlık becerileri kazanmaları desteklenmektedir.

Öğretmenler sınıf ortamında farklılıklar oluşturmayı severler. Çocuklar için sürpriz olacak ve tartışma başlatacak "objeler" seçerler: Mutfak köşesine konan bir pizza kutusu, blok köşesine konan kağıt kalemler ya da çocukların sınıfa ilk girdiklerinde burunlarını harekete geçirecek aromatik kokular gibi.

Eğitim programlarımızda Reggio Emilia,Gems,Math Their Way,Orff çalışmaları ve Milli Eğitim Müfredatının farklı stratejileri kullanılmaktadır.

Anaokulumuzda “Her çocuk özeldir!” ilkesinden yola çıkılarak öğrenci merkezli bir anlayış benimsenir. Kendine güvenen, özgür ve bağımsız kararlar alıp uygulayabilen, insani değerlere sahip, yaratıcı, girişken, etkili iletişim kurabilen, sorun çözebilen, bireyler yetiştirmek temel hedefimizdir.

Bu hedefler doğrultusunda; TC. Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitimi Programı’nın yanı sıra High/Scope (Aktif Öğrenme), Değerler Eğitimi, GEMS (Fende ve Matematikte Büyük Araştırmalar) gibi modern eğitim yaklaşımlarından yararlanarak Çoklu Zekâ Kuramına uygun karma bir eğitim programı uygulanmaktadır. Her çocuğun potansiyelinin en üst seviyeye çıkabilmesi için farklı öğrenme aktiviteleri planlanır.

ÇOKLU ZEKA KURAMI

Geleneksel bakış açısına göre zekâ, doğuştan getirilen, IQ testleri ile belirlenen, sabit, değişmez, tekil bir yetidir.

Öğrenmenin 8 Biçimi

Oysa ABDli psikolog Howard Gardner, 1983 yılında zekâyı yeniden tanımlamıştır. Zekânın tek boyutlu olmadığını, her bireyin farklı derecelerde çeşitli zekâlara sahip olduğunu ortaya koymuştur. Buna göre, 8 farklı zekâ alanı tanımlamıştır ve her bireyde tüm zekâ alanlarının bulunduğunu, ancak her bireyde bazılarının çekinik, bazılarının baskın olduğunu iddia etmiştir. Ona göre, her biri geliştirilip güçlendirilebilir.

Geleneksel yöntem, eğitim-öğretimde mantıksal/matematiksel ve sözel/dilsel zekâya odaklanmaktadır. Oysa bir konuyu öğretirken o konuyu öğretmek için farklı yollar da bulunmaktadır. Bir konuyu klasik yöntemlerle öğrenmede zorluk yaşayan bir çocukla karşılaşan bir öğretmen çoklu zekâyı bir çerçeve olarak kullanabilir. Her çocuğun olayları anlamlandırma, algılama ve öğrenme şekli birbirinden farklıdır.

Örneğin, mantıksal zekâsı gelişmiş bir çocuk neden-sonuç ilişkisiyle öğrenirken, bedensel zekâsı gelişmiş bir çocuk dokunarak, görsel zekâsı gelişmiş bir çocuk ise resimler,grafikler ve video filmlerle daha iyi ve kolay öğrenir.

Hedefimiz; her çocuk için, tüm zekâ alanlarının gelişim düzeyini derecelendirme ölçeği, gözlem ve anne-babalardan alınan bilgiler ışığında belirlemek, böylece her çocuğun bireysel farklılıklarını göz önünde bulunduran, bunlara uygun eğitim metotları içeren programlar hazırlamak ve tüm zekâ alanlarını geliştirmeye yönelik olanaklar sunmaktır.

HIGH-SCOPE PROGRAMI

High/Scope Programı’nın dayandığı temel felsefe tüm duyuları kullanarak aktif olarak öğrenmedir.

Etkin Öğrenme

Bir öğrenme olayında tüm duyu organları ve vücut işin içine girdiği zaman öğrenmenin kalıcı ve gerçek öğrenme olduğuna inanılır.

High/Scope yaklaşımında yer alan planla-yap-değerlendir süreci, programının en önemli kısmıdır ve bu süreçte öğrenciler öğrenmeye aktif olarak katılmaktadır. Çocukların oynayacakları oyunları planlamalarına, planlarını gerçekleştirmelerine ve daha sonra yaptıkları şeyler üzerinde düşünmelerine olanak tanır.

Bu süreç çocukların özgüvenlerini ve bağımsızlıklarını destekleyen, sorumluluk alma ve zaman denetimini gerçekleştiren, özeleştiri becerisi kazandıran bir oyun oynama sürecidir.

Bu eğitim yöntemi ile çocuklar;

 

  • Düşüncelerini ifade edebilme, yaratıcı düşünce geliştirebilme,
  • Hayal gücünü kullanma ve dramatize edebilme,
  • Problemlerini tanıma ve çözüm yeteneğini arttırabilme,
  • Kişisel ilgi ve yeteneklerini keşfetme,
  • Grup etkinliklerinde yetişkin ve diğer çocuklarla işbirliğine girebilme, liderliği paylaşabilme yeteneklerini kazanırlar.

 

GEMS PROGRAMI
(Fen ve Matematikte Büyük Buluşlar)

Okulöncesi yıllar çocukların bir bilim adamı gibi çevrelerini sürekli araştırdıkları, keşifler yaptıkları, doğal merak duygularının en yüksek olduğu, buna bağlı olarak sürekli sorular sordukları yıllardır.

Gems Programı

Çocuklar erken yaşlarda bilgiyi keşfetmeyi, bilginin somuttan soyuta gelişimini ve bir bilginin bir çok bilgiyle bağlantısını yaşayarak öğrenir. Gems programı, öğrencilere temel bilimsel kavram ve yöntemleri oyunlarla ve etkinliklerle basitten karmaşığa verirken hayal güçlerini de geliştirmeye çalışmaktadır.

Gems Programı içerisinde yer alan Fen ve matematik etkinlikleriyle çocuklar; Gözlem, deney, araştırma, inceleme ve keşfetmeye yönelik bilimsel beceriler kazanırken, matematik etkinlikleri yoluyla da sınıflandırma, gruplama, eşleme, sıralama, ölçme, uzaysal konum gibi pek çok kavramı aktif olarak öğrenirler. Çocukların fen ve matematiğe ilgi duymaları sağlanarak bilimsel düşünmenin ilk temelleri atılır.

Programın amacı;

 

  • Soran ve sorgulayan,
  • Çok yönlü düşünme becerileri gelişmiş,
  • Bilime karşı olumlu tavır geliştirmiş bireyler yetiştirmektir.

 

DEĞERLER EĞİTİMİ PROGRAMI

Okul öncesi dönemde çocuklar görerek, model alarak ve yaşayarak öğrenirler.

Değerler Eğitimi Programı

Öğrendiklerini uygular, deneyimleyerek pekiştirirler ve içselleştirirler. Çocuklarımızın kazanacakları her davranış; yaparak, çevresinden model alarak ve ortama aktif olarak katılım ile yerleşir.

Karakter eğitiminin amacı, çocuklarımızın olumlu davranışlarını pekiştirip bu davranışları alışkanlık haline getirmelerini sağlayarak olumlu karakter özelliklerine sahip bireyler olarak yetişmelerine yardımcı olmaktır.

Sağlam bir karakterin oluşumunda "çocuğa verilen değerin hissettirilmesi" en önemli adımlardan ilkidir. Çünkü olumlu davranışlar uygun zemin bulduğu zaman gelişir. Bu gelişim, davranışın karakter halini almasıyla devam eder. Bu bağlamda hem öğretmenlere, hem de anne-babalara özellikle model olma açısından önemli görevler düşer.

Hedefimiz çocuklarımıza sınıf içerisinde etkinlikler, sınıf çalışmaları, oyunlar, hikayeler, drama çalışmaları ve örnek olay yöntemleriyle sorumluluk, dürüstlük, özgüven, sevgi, saygı, arkadaşlık gibi evrensel değerleri kavratmak ve bu değerleri davranışlarına yansıtabilmelerini sağlayarak onları sosyal-duygusal yönden desteklemektir.

ÇİFT DİLLİ EĞİTİMİ (Bilingual Education) NEDİR?

Çift dilli eğitimin en temel tanımı, K-12 okullarında müfredat içeriğini iki dili kullanarak vermek ve öğretmektir.

Çift Dilli Eğitim

Çift dilli eğitimde yönergeler iki dilde beraber verilir ve iki dilde akademik bir başarı hedeflenir. Çift dilli eğitimde ana dil ve hedef dilin ortak kullanımı sonucu "dil öğretimi" değil, "dil edinimi" amaçlanır. Öğrencinin ana dilini edindiği ve ürettiği süreçte, hedef dili de edinmesi ve üretmesi beklenir.

Çift dilli eğitim metodunda, eğitici-öğreticinin aynı anda iki dile hakim olması ya da bir öğrenme ortamında hem ana dile hem de hedef dile hakim iki ayrı öğreticinin bulunması beklenir.

Okulumuzda uygulayacağımız metod tam olarak bu kategoriye girmektedir. Two-way bilingual education (iki yönlü çift dilli eğitim), bir sınıf ortamında bir Türk ve bir yabancı uyruklu öğretmenin bulunduğu ve yönergelerin iki dilde de dönüşümlü şekilde verilmesi üzerine uygulanır. Bir kaç yıldan fazla süreli uygulandığı takdirde, bu metod en etkili metod olarak görülmektedir.